Özel e?itimde anne-baba katylymynyn geli?imine bakyldy?ynda, yyllar önce engelli çocuklaryn e?itiminde anne-babalaryn bir rolü olamayaca?y, bunun bir uzmanlyk i?i oldu?u görü?ünün hakim oldu?u gözlenmektedir (Smith, 1994; Fox ve Binder, 1990). Ancak 1960´ly yyllardaki anne-baba ve çocuk e?itimine yönelik ara?tyrmalar, anne-babalaryn çocuklarynyn e?itimine katylymlarynyn çocuklarynda olumlu de?i?ikler ortaya çykardy?yny göstermi?tir.
Özürlü; "normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar" olarak tanımlanmıştır. Bireyin fiziksel işlevlerindeki bozukluk ve bunların hareket yeteneğinde yarattığı eksiklik ve güçlük, onu toplumun diğer bireylerinden farklı kılar.
Var olmak... Algılamak ya da algılanmak... Engelli olmak demek farklı olmak demektir. Diğer insanlar gibi. Her insan farklıdır. Kimisi uzundur, kimisi kısa. Kimisi yaşlıdır kimisi genç. Ya da kimisi siyah, kimisi beyaz. Öyleyse bireysel bilince erişip kendi kendini kabul edip, kendi kendini tanıyıp, tüm eksiklikleriyle, tüm iyi yönleriyle kabul etmek gerekir. Engelli olmak demek, topal, kambur, kör, sağır her neyse işte ben bu şekilde varım demek.
Dünyada özürlü insanların çoğu gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Onların sayıları hakkında çeşitli tahminler vardır. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) yeryüzünde beş yüz milyondan fazla insanın özürlü olduğunu, toplam nüfusun onda birini özürlülerin oluşturduğunu belirtmektedir.
Ülkemizde özürlülere ilişkin sayısal verilerin yetersizliği nedeniyle Dünya Sağlık Örgütünün %10´luk oranına göre 6,5 milyon özürlünün olduğu tahmin edilmektedir . Bunun anlamı her on kişiden birinin özürlü olduğudur.