Karşılıklı konuşurken, telefon ederken, mektup yazarken dikkat edilmesi gerekenler...
Her gün çok sayıda kişiyle değişik yollarla iletişim kuruyoruz. Kimileriyle karşılıklı konuşuyoruz, kimilerini telefonla arıyoruz, zaman zaman da mektup yazarak bağlantı sağlıyoruz.
İlişki uzmanlarına göre her erkeğin birlikte olmak isteyeceği bir kadın olmanın sırrı, vücut dilinde saklı! İngiliz ilişki uzmanı Tracey Cox´´un yazdığı´´Nasıl Biri Olunur, Nasıl Biri Bulunur?´´ (How To Be One, How To Get One) isimli
Anne-baba ve çocuk arasındaki olumlu iletişim ailenin mutluluğunu artırır. Ayrıca çocuğun bu iletişim tarzını model alarak hayatı boyunca sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasına yardımcı olur ve kendini ifade yeteneği ile özgüvenini güçlendirir.
Bu gezegende yaşarken tek bir şeyden emin olabilirsiniz: aksilik. Er ya da geç, birşey planlarınızı sonuçsuz bırakacaktır. İşin iyi yanı şudur; hiçbir olay, siz öyle olduğunu söylemedikçe, dünyanın sonu değildir. Aksilik, kaçınılmazdır ve hem içinizdeki gücü test etmek, hem de kişisel gelişim için bir fırsat sunmak üzere ortaya çıkar.
Çocuklarla iyi bir iletişim kurabilmek, anne-babalar için önemli bir beceridir. Çocukları ile etkili bir iletişim ve pozitif bir ilişki kurabilen anne-babalar, anne-baba olmaktan daha fazla keyif alabilirler. Genç ya da çocuk, her yaşta anne-babaları ile iyi ilişki içinde olan bireylerin kendilerine güven duyguları gelişir, kişiler arası ilişkilerde karşılıklı saygı duymayı öğrenirler.
Dinlemenin aslında ne kadar önemli olduğunu hiç düşündünüz mü? Uyumadığımız zamanın yüzde 80’ini iletişim kurarak, bunun yüzde 45’ini de başkalarını dinleyerek geçiriyoruz.
Günümüz dünyasında dinleme yeteneği en değerli yeteneklerden birisi. Bu yetenek sizden özenli olmanızı ister. Meraklı olmanızı, içtenlikle merak etmenizi ister. Konuşmayla gerçekten ilgili olduğunuzu ve önünüzdeki insanla ilgilendiğinizi gösteren sorular sormalısınız. Duyduklarınızdan yeni bilgiler almaya istekli olmalısınız
Başımı ne yöne çevirsem kavga eden insanlar görüyorum, sanki son zamanlarda iyice arttı, ya da hep aynıydı, ben farkında değildim. Evin içinde, sokakta, işyerinde
Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlayabilme yetisi. Bu yeti daha iki aylık bir bebekken oluşuyor. Büyürken de yakınlarımızın davranışlarını taklit ederek gelişiyor. Dolayısıyla, çevremizden gördüğümüz davranışların, iletişim kurma yetimiz üzerinde doğrudan etkisi bulunuyor.
Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Basit gibi gözüken bu tanımın gerisinde pek çok kuramsal öğe bulunmaktadır ve belki de bu yüzden sözkonusu tanıma ulaşılması oldukça zaman almıştır. Günümüzde “empati” denildiğinde akla Carl Rogers ve onun konuya ilişkin çalışmaları gelir.
Her insanın olduğu gibi, her ailenin de bir yapısı, bir kişiliği ve ruh sağlığı vardır. ""Mutlu aile-mutsuz aile"" kavramları, ailenin bütün olarak ruh sağlığını tanımlayan sözcüklerdir.
Bazı ailelerde huzurlu bir ortam hissedilirken, bazılarındaki huzursuzluk hemen dikkati çeker. Kimi aileler dinamik ve neşelidir. Kimileri ise solgun ve hüzünlü… Kimi ailelerde sorunlar paylaşılıp çözümler üretilirken, bazı ailelerde
Kimi günler telefonunuz susmak bilmeden defalarca çalar ve sizi çıldırtabilir. Ancak sonradan başınızın ağrımasını istemiyorsanız kendinizi frenleyip konuşmalarınızın dozunu çok iyi ayarlamalısınız. Yanlış birşey söylemeniz ya da ses tonunuzun yükselmesi, sonradan patronunuzla başınızı derde sokabilir. Bunun için yapmanız ve yapmamanız
Edgar Wtson Howe bir gün şu espriyi yapar: “Hiç kimse sıranın kendisine geleceğini bilmese, sizin konuşmanızı dinlemez.” Ne yazık ki bu söz, pek çok insanın iletişime yaklaşımını doğru yansıtmaktadır.
Bazı insanlarla konuşurken rahat bazılarıyla konuşurken rahatsız olur hatta onları güvenilmez buluruz. Bu aslında bize baktıkları veya konuşurken bakışlarımıza karşılık verdikleri süreyle ilişkilidir. Bakışların dilini çözerek hem karşı
Karşınızkine düşüncelerinizi anlatırken ya da onu ikna etmeye çalışırken zorlanıyorsanız doğru yöntemleri kullanmıyorsunuz demektir. Aslında ihtiyacınız olan tek şey: Doğru kelimeyi kullanmak. Peki bu kelimeyi nasıl seçeceksiniz?.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığımdan bu yana size yazmayı ihmal ettim. Yaptığım düşüncesizlikten dolayı üzgünüm. Size, bugüne kadar olanları anlatacağım, fakat okumaya devam etmeden önce lütfen oturun. Oturmadan devam etmek yok, tamam mı?
Her insan, doğduğu ve yaşadığı çevrede konuşulmakta olan hazır bir dil bulur; o dille düşünür, düşüncelerini dile getirir, yazışır, özetle öteki kişilerle bu dil aracılığıyla anlaşır. Ancak kişiler bu iletişimleri gerçekleştirirken, dil denilen sistemle önceleri nasıl konuştuklarını, sonraları da nasıl yazıştıklarını pek düşünmezler.
Önceleri sade bir iletişim aracı olan hareket, zamanla dans, mimik, jest gibi bedensel gösterilere dönüşmüştür. Bu
Doğru iletişim için, öncelikle iletişim kurmayı zorlaştıran engellerin farkında olmak gerekiyor. Acaba günlük hayatınızda bu engellerin hangilerini yaşıyorsunuz?
Hem özel hem de sosyal yaşantımızda başkalarıyla çatışmaya girdiğimiz veya anlaşmazlığa düştüğümüz zamanlar hiç de az değildir. Elbette bir genelleme yapmak ve bunların tümüne “iletişim sorunu” demek doğru olmaz. Bazı
Görevinizdeki teknik yetkinliğiniz tüm yöneticileriniz ve meslektaşlarınız tarafından takdir görüyor. Bu durum sizce işyerinde başarılı olmanız için yeterli mi? Bu soru karşısında belki de içinizden şu anda ‘evet tabii yeterli, bir çalışandan başka ne beklenir ki? Böyle bir çalışan işini en iyi şekilde yapar ve başarılı olur’ düşüncesi geçiyor.
Basarili insan iliskileri, bir baskasina istedigi bir seyi vererek, karsiliginda kendi istediginiz bir seyi elde etmek demektir.
Diger insanlarin istedigi pek çok sey sizde fazlasiyla bulunmaktadir. Bunlari diger insanlara sunun karsiliginda size memnuniyetle basari ve mutluluk sunacaklardir.
Bilgi çağı, teknoloji, telekominikasyon, globalleşme, modernizm,
iletişim kavramlarının sıkça kullanıldığı günümüzde insanlarımızı genel
olarak inceleyecek olursak büyük bir çoğunluğunun temel sorununun iletişim(sizlik) olduğu ortaya çıkmaktadır
İyi şeyleri engelleyen sözler esasında saymakla bitmez. Bu sözlerden bazıları bir virüs gibi bulaşıcıdır. Kırıcı sözler ise ruhlarda onulmaz yaralar açabilir ve insanların özgüvenini zedeler. Zehir gibi acı sözlerin kullanımı
Kitle kelimesi rastgele bir bireyler toplulu?unu ifade eder. Bu toplulukta bilinçli ki?ilik ortadan silinir. Bütün bu birle?mi? fertlerin dü?ünce ve duygulary tek bir tarafa yönelir. ?üphesiz geçici fakat pek açyk özellikler gösteren bir kolektif bilinç olu?ur. Kitle bir tek varlyk haline gelir ve “Kitlelerdeki zihniyetin tekle?mesi kanunu” na uyar.
Kitleyi meydana getiren bireyler kimler olursa olsun; ya?ama biçimleri, i? güçleri, karakterleri yahut zekalary ister benzer, ister ayry olsun kalabalyk haline gelmi? olmalary onlara bir nevi kolektif ruh a?ylar
Bu soru, ´insanlar konuşurlarken niçin laflarının arasında bazı sesler çıkartırlar´ ve ´ağır ağır konuşan insanlar laflarının arasında niçin -ııı-, -eee- derler´ şeklinde ikiye ayrılabilir.
Sözün ne kadar önemli olduğunu, Tanrı´dan gelen bir güç olduğunu bilmek için, "Önce söz (kelam) vardı" ayetini hatırlamamız yeterli olacaktır. "Tanrı sözdür, Söz Tanrıdır" . Sözlerimiz bize Tanrının armağanıdır. Yaratıcı gücümüzü sözle ifade ederiz. Her şeyi söz aracılıyla gerçek kılarız. Hangi Dili konuşursak konuşalım, düşüncelerimizi, niyetimizi
Gülme davranışı ortama ya da kişiye göre bazen mizahi bir anlam ifade eder bazen de alay ifadesi, küçümseme, görgüsüzlük olarak nitelendirilebilir. Ancak gülme davranışının çağrıştırdığı ilk anlam genelde mizahi bir ortamda güçlü bir onaylama ve olumlama davranışıdır.
Mutluluk ve Ba?an Anahtarymyz... Ynsanlary etkilemenin Temel syrryny nasyl kullanabilirsiniz? Gizli Hesabynyzdan Nasyl Yaralanabilirsiniz? Ba?kalarynyn Davrany? ve Tutumunu Nasyl Denetleyebilirsiniz? Ynsanlary Cezbetmede Y?e Yarayan Üç Büyük Syr...
Zihin tuzaklarına karşı kendinizle olumlu konuşmayı tercih etmek kolay değildir. Ancak yine de, olumlu bir bakış açısı elde etmek işyerindeki stresi önlemek açısından önemli. Kendinizle yaptığınız konuşmaları yeniden düzenlemek için, sakin bir şekilde harekete geçin. Olayları algılama şeklinizi nasıl yeniden
Dinleyiciler söylediklerinizi sizin konuştuğunuzdan daha hızı işlemden geçirirler. Araştırmalar gösteriyor ki çoğu insan konuşurken 1 dakikada 135 ila 150 kelime kullanırken, 400 ya da daha fazla kelime dinleyip bilgiyi işlemden geçirebilirler. Bazı uzmanlar bu rakamın 1000 kelimeye kadar varabileceğini savunuyor. Buna duyduklarımızın sadece yüzde 25’ini akılda tuttuğumuz ve yüzde 75’ini kaybettiğimiz gerçeği de eklenirse, vermeye çalıştığınız
Mesajınızı karşı tarafa ulaştırmak için onların etkin bir şekilde sizi dinlemesini sağlamalısınız. Gerçekten dinleyen insanların nasıl durduğunu hiç gözlemlediniz mi? Öne eğilir, gözler konuşmacıya kilitlenir, beden dilleriyle onaylayıp söylenenlere tepki verir. Peki ya gözleyemediğiniz kısım?
Sözün ne kadar önemli olduğunu, Tanrı’dan gelen bir güç olduğunu bilmek için, “Önce söz (kelam) vardı” ayetini hatırlamamız yeterli olur. “Tanrı sözdür, Söz Tanrıdır” . Sözlerimiz bize Tanrının armağanıdır. Yaratıcı gücümüzü sözle ifade ederiz. Her şeyi
Bir tartismadan en iyi neticeyi almanin tek yolu vardir, o da tartismaktan kaçinmak, hem de tipki çingirakli yilanlardan ya da deprem sirasinda eski bir evde olmaktan kaçindigimiz gibi. Her on tartismadan dokuzu sona erdiginde, taraflar kendilerinin hakliligindan tartismaya baslamadan önce olduklarindan çok daha fazla emindir.
İletişim kurmakta güçlük çeken insanları uzmanlar,“Zor İnsanlar” olarak adlandırılıyor. Zor insanlar, toplumdan topluma, kişiden kişiye göre farklı olarak tanımlansa da temelde benzer davranışlar gösteriyorlar.