Sürekli can sykyntysy çocuklarda depresyon i?areti. Çocuklar da depresyon geçirir mi?
Evet. Ancak çocuklar duygusal durumlaryny eri?kinler kadar iyi anlatamaz ve depresyonlaryny genellikle davrany?laryyla gösterir. Her çocu?un depresyon hali birbirinden farklydyr. Kimi çocuk a?yry durgun, içe kapanyk ve halsiz olurken kimi çocukta bunun tam tersine bir yerde duramama ve huzursuzluk durumu görülür.
Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz Enerjinizin hızla tükendiğini, ancak yerine aynı hızla koyamadığınızı mı fark ettiniz?Önünüzü göremeyecek kadar yoğun mu çalışıyorsunuz? Belli bir nedeni olmaksızın kendinizi huzursuz mu hissediyorsunuz? Üzerinizdeki baskılar nedeniyle duygularınızda hızlı değişmeler oluyor mu? Hiçbir şey yapamayacak kadar isteksiz ve halsiz misiniz?
Psikoz, gerçek-hayal ilişkisinin koptuğu ruhsal bozukluklara verilen genel bir isimdir. Genç erişkinlerde oldukça sık izlenebilen bir tablodur. Çoğu zaman psikotik bir deneyimden sonra tam iyileşme görülür. Her 100 gençten üçünün yaşamlarının bir döneminde psikotik belirtiler yaşayabildiği bildirilmiştir. Psikotik belirtiler şu biçimde özetlenebilir:
Bir insanın eşini kaybetmesi gerçekten çok ağır fakat önüne geçilemeyecek bir durumdur. Mutlu bir evliliğin sona ermesi ve eski günlerin bir daha yaşanamayacak olduğunu bilmek insanın yaşayacağı en büyük travmalardan birisidir. Eşini kaybeden bir insan bir taraftan yarım kalmış işlerle, planlarla karşı karşıya kalırken diğer yandan da yaşadığı olaydan kaynaklanan üzüntüler, korkular ve heyecanlarla yüzleşmek durumundadır.
Depresyon “ruhsal çöküntü” demektir ve konuyu iki ayrı kavram hâlinde incelemek mümkündür: Bu, hepimizin zaman zaman yaşadığımız gelip geçici bedbinlik, bezginlik, isteksizlik ve hüzünlülük, kendine güvensizlik hisleri. Bunlar çoğunlukla kendiliğinden geçen, kafayı başka bir şeye verip aldırış etmeyince düzelen ruh hâlleridir.
Pedagog Adem Güneş, tatil psikolojisini mercek altına aldı. Yaz döneminin psikolojik rahatsızlıkların en yoğun yaşandığı mevsim olduğunu vurgulayan Güneş, rastgele yapılan tatillerin aile bireyleri arasında çatışmaya yol
Depresyon (ruhsal çöküntü-duygu durum bozukluğu) günümüz toplumunda sık görülen bir hastalıktır. Depresyon; kimi zaman zihnimizde “depresyondayım… Unutuldum…” diye dilden dile dolaşan nağmeler olarak yer aldı.
Güzel hayaller beyni rahatlatır
Depresyonda mısınız yoksa depresyona girmek üzere misiniz? Dr. Tanju Sürmeli doğru beslenmenizi ve spor yapmanızı öneriyor. Ve bir de uzmana görünmenizi.
Düşmekten ve hastalanmaktan korkan yaşlılar, soğuk ve yağışlı havaların hüküm sürdüğü kasım ve mayıs ayları arasında eve kapanıyor.
Bu yüzden güneş ışığından yeterince faydalanamayan yaşlılar, kış depresyonuna giriyor. Uzmanlar kış depresyonundan korunmak için özellikle sabah saatlerinde uyanık olmayı, gün ışığından faydalanmak için perdeleri
Kişiyi depresyona sürükleyen nedir? Neden, yaşam insanın gözüne çekilmez bir yük gibi görünmeye başlar?
Kişiyi depresyona sürükleyen nedir? Neden, yaşam insanın gözüne çekilmez bir yük gibi görünmeye başlar? Çoğu zaman, kişinin başından bazı olumsuz olaylar geçmiştir. Bir yakınının ölümü, ağır bir hastalık, evlilikle ilgili sorunlar, ayrılık, işsizlik gibi bir çok neden saptanabilir. Ancak bunların varlığı soruyu tam olarak yanıtlamıyor. Çünkü, bir çok kişi
Depresyona girdiyseniz genellikle eşinizden uzak durursunuz. Bunun nedeni, yakınlık ve sevgiye karşılık verme yetinizin kaybolmuş olmasıdır. Ayrıca eşinizin size iyi davranacağına da inanamazsınız. Bu yüzden de hiç arzu duymazsınız.
Yasaminizi eskisi gibi sürdürmek mi istiyorsunuz?
Bir kez tamamen iyilestikten sonra, yasaminiza kaldiginiz yerden devam etmekte sabirsizlanir, her seyi hastaliginizdan önceki hizinizda gerçeklestirmek istersiniz.
Stresli durumlarda gevşemeye ayrılan zaman yoğun stresin fiziksel etkilerini azaltmaya yardımcı olur. Gevşeye bilen kişiler, birikmiş stresin yarattığı gerginlikten sıyrıldıklarından yeniden enerji üretmek için bedenlerine zaman tanımış olurlar.
Boşanma, kompleks ve çok boyutlu bir fenomen olup, uzun periyotta gerçekleşen psikolojik ve sosyal bir süreçtir. Boşanma, her bireyde farklı seyreder.
Bir yas sürecine göre depresyonu açıklamaya çalışan kuramlar; boşanmayı bir aile bireyinin ölümünü takiben oluşan duruma benzeyen bir psikolojik kriz olarak varsaymaktadır. Bu kuramlara göre boşanma sürecinin evrelerinden biri kayıp ve depresyondur
Depresyon, sadece hastanın kendisi üzerinde değil çevresi üzerinde de, baskı yaratabilir. Hastalığın isteksizlik, neşesizlik, zevk alamama gibi belirtileri nedeniyle sosyal ilişkilerde de bir bozulma olur. Üstelik hastalık ne kadar uzun sürerse bu bozulma da o denli ağır hale gelir. Ortada belirli bir neden yokken kişinin üzüntülü, karamsar, tahammülsüz hissetmesi çoğu zaman çevresindekiler için anlaşılır deği
City Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gurur Polat, doğum sonrasında, özellikle ilk bebeklerde, annenin bebek bakımı ve ihtiyaçlarına cevap vermede sorun yaşamasının "lohusalık depresyonu"na neden olduğunu söyledi. Bu depresyonun genellikle doğumdan sonraki bir ay ile bir yıl süresince ortaya çıktığını belirten Polat, "Görülme sıklığı yüzde 17´leri bulan bu sendrom, annenin yaşına, doğum sayısına, eğitim durumuna veya sosyal statüsüne
Sağlam kafa sağlam vücutta olur" telkini ile büyüyen nesiller yeni gerçeklerle karşı karşıya geldi. "Sağlam vücut sağlam kafada olur.”
Vücudun patronu beyin.Türkiye’nin patronu Ankara’da yaşanan bir tartışma nasıl bütün Türkiye’yi soktuysa beynimizdeki stres de organlarımızın çalışmasını bozmaktadır.
Bir insanın eşini kaybetmesi gerçekten çok ağır fakat önüne geçilemeyecek bir durumdur. Mutlu bir evliliğin sona ermesi ve eski günlerin bir daha yaşanamayacak olduğunu bilmek insanın yaşayacağı en büyük travmalardan birisidir. Eşini kaybeden bir insan bir taraftan yarım kalmış işlerle, planlarla karşı karşıya kalırken diğer yandan da yaşadığı olaydan kaynaklanan üzüntüler, korkular ve heyecanlarla yüzleşmek durumundadır
Depresyonda olduğunuzda beyninizde bir sürü şey olup biter. Depresyon merkezi sinir sisteminizi ve ruhsal durumunuzu etkiler. Yakınlaşma duyguları ve cinsel itkilerin sinyallerini beyin ilettiğinden, depresyona girdiğinizde eşinizle olan ilişkinizde bir dizi fiziksel ve psikolojik sorunla karşılaşabilirsiniz.
Başınıza dert olabilecek konuların önemlileri
Depresyon konusu içinde insanın psikolojik ve fiziksel işlevlerinin tümünü etkileyen pek çok belirti incelenmektedir.
Depresyon, adı üstünde, aslında duygu durumundaki bir bozukluktur. Bu nedenle, "depresyon" yerine "duygusal rahatsızlık" terimi de sıklıkla kullanılmaktadır. Depresyonu yaşayan kişiler, en az iki hafta boyunca devam eden karamsarlık, iştahsızlık, sıkıntı ve keder duygularından yakınırlar. Bu duyguların gün boyu aynı yoğunlukta kalması beklenmez. Bazı kişiler, sabah bu şekilde kalkıp, akşamüstüne doğru kendilerini daha iyi hissedebilirler
Öfke ve nefretin , çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır.Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).
Depresyon işaretlerini görür görmez, en kısa sürede bir uzmana başvurun. Şikayetlerinize göre uzman sizi daha detaylı olarak yönlendirecektir.
Uzmana giderken yanınızda sizi iyi tanıyan bir yakınızı veya akrabanızı götürmeniz daha faydalı olacaktır.
Tedavi süresinin üç aydan altı aya kadar sürebileceğini unutmayınız. Eğer daha önce de depresyon geçirdi iseniz, bu durumda tekrarlamaları önlemek üzere koruyucu ve daha etkin bir tedavi planının uygulanacağını unutmayınız.
Depresyon çeşitli nedenlerle ortaya çıkan bir rahatsızlık olup, hayatın çeşitli alanlarını olumsuz etkilemektedir. Bunlardan en önemlisi de depresyonun çiftlerin cinsel yaşamında yaptığı bozucu etkidir. Bu durum doğrudan kişinin aile yaşantısını da olumsuz etkiler.
Depresyon sadece yetişkinlerde görülmez. Çocuklar ve ergenler de depresyona girebilir. Çocukların yaklaşık % 5´inin, ergenlerin ise % 5-10´unun depresyona maruz kaldığı biliniyor.
Depresyon, depresyon duygularının kalıcılık gösterdiği ve çocuğun ya da ergenin çeşitli işlevleri yerine getirme yeteneğini engelleyen bir hastalık olarak tanımlanır.
Hamilelik sürecinde ya da doğumdan sonra bir yıl içinde ortaya çıkan depresyona doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon) denmektedir. Bu dönemde depresyon geçiren kadınların kesin sayısı bilinmemekle birlikte, konuyla ilgili çalışmalar yapan araştırmacılar depresyonun, hamilelik sürecinde ve doğum sonrasında yaşanan önemli sorunlardan biri olduğunu belirtmektedirler
Ergenlik dönemi, gelişimsel olarak tam bir geçiş dönemidir. Bu dönemde yaşanan fiziksel, duygusal, psiko-sosyal ve sosyal değişimler bireyi derin bir biçimde etkiler. Fiziksel değişimlere bağlı olarak kendi bedenini ve cinselliği keşfeden ergenler bu alanlarla ilgili sorunlar yaşayabilirler. Kişisel kimliğin kurulduğu bu dönemde birey, ‘ben kimim?”, “hayatın anlamı ve amacı ne?’ gibi kritik sorulara yanıt arar
Kronik hastalıklar, çok uzun süre davam eden ve tam olarak tedavi edilemeyen hastalıklardır. Şeker hastalığı, böbrek, kalp hastalıkları, AIDS ve multiple sclerosis gibi hastalıklar bu grup içerisindedirler. Bu hastalıklar tam olarak tedavi edilemiyor olsalar bile, ilaç tedavisiyle, özel diyetler ve diğer tedbirlerle kontrol altına alınabilmektedir.
Kronik hastalık teşhisi konulan kişiler, hastalıklarına ve tedavi programlarına göre yaşamlarını tekrar düzenlemek zorunda kalmaktadırlar. Hastalıkları, bağımsızlıklarını, yaşam biçimlerini, kendilerini ve diğer insanları algılayışlarını etkileyebilmektedir. Bu nedenle, kronik hastalık teşhisi konulan hastalarda üzüntünün ve umutsuzluğun olması bir dereceye kadar normal olarak görülmelidir
Soy ağacında depresyon olanlar.
• Ağır ve zorlayıcı kabul edilecek yaşam koşullarına maruz kalmak.
• Sevilen birinin kaybı veya terk edilmek
• Kötü aşağılayıcı muameleye maruz kalmak
• Ağır bir fiziksel hastalık geçirmek
Depresyonun Nedenleri
Depresyon sık görülen bir hastalık olarak tanımlanmıştır. Bu sıklık yaklaşık her dört kişiden biri olarak ifade edilebilir. Depresyon tedaviye cevap verir ve kişilerin çoğunluğu iyileşir. Hiçbir neden olmaksızın depresyon başlayabilir. Nedenleri şöyle özetleyebiliriz :
Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır. Ek olarak depresyondaki kişide kederli ve üzgün bir duygudurum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur. Bu durumda kişi her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemese de kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda her şeyin olumsuz taraflarını görür.