Yirminci yüz yılda ilim ve teknolojide büyük gelişmeler oldu. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra da bilgisayar hayatın her safhasında devreye girdi. Bilgi çağı ve bilgi toplumu kavramı ortaya çıktı. Bilgi toplumu oluşturmanın yolu da, okumaktan geçiyordu. Yapılan araştırmalarda bilginin en az yüzde sekseninin okuyarak elde ettiği tespit ediliyordu. Çok okumak için buna bir çare bulmak lazımdı. Bu da hızlı okuma tekniklerini geliştirmekte bulundu.
Bilgi çağında, bilişim sektöründe çalışıyoruz. Yaptığımız iş, bilginin yönetimi, bilginin transferi, bilginin sunumu ile ilgili. Yaptığınız işe hangi ismi koyarsanız koyun, bu gerçeği değiştiremezsiniz. Tasarımcı bilginin, verinin, içeriğin sunumu ile uğraşırken, yazılımcı bunların hangi işlemler sonucu erişebileceğine karar veriyor. Tabi ki en basit, en genel
Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.
En çok okuyan milletlerin, dünyanın en gelişmiş ülkelerinde yaşadığı bilinen bir gerçektir. ABD, Almanya, İngiltere, Fransa… vb ülkelerde üretilen kitap sayısının ortalama elli milyon; ülkemizde üretilen kitapların toplam sayısının ise ancak beş milyon dolaylarında olduğu ve bunun önemli bir bölümünün vitrinlerde veya depolarda bulunduğu biliiyor. Bu rakamlar ekonomik alanda, milletlerin
200 sayfalık bir kitapta yaklaşık 50.000 kelime vardır. Yavaş okuyan bir okuyucu bir saatte yaklaşık 7.000 kelime okuyabilir. Bu da okuyucunun o kitabı ancak 10–8 saatte bitireceği anlamına gelir. Hızlı okuma tekniklerini uygulayan bir kişi aynı sürede 2 ya da 3 kitap bitirebilir. Hem de yavaş okuyana göre çok daha iyi anlar okuduğunu.
Hızlı okuma alanında yirminci yüzyılda ilim ve teknolojide büyük ilerlemeler oldu. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra da bilgisayar hayatın her alanında devreye girdi. Bilgi çağı ve bilgi toplumu kavramları oluştu. Bilgi toplumunu oluşturmanın yolu da, okumaktan geçiyordu
Alsancak´ta Kıbrıs Şehitleri Caddesi´nde gördüğüm bir kadın, gece saat 10.30´da bir metrekarelik bir alandaki sigara izmaritlerini kaldırım taşlarının arasındakilere varıncaya kadar topluyordu.
Her okuduğunu anlayamayacak seviyede olan kimselerin, öncelikle anlayabilecekleri bir kitaptan veya herhangi bir kitabın rahat anlaşılabilen bölümlerinden başlaması isabetli olur.
Bu şekilde bir ilk okumayla kitabın usulü, üslûbu ve takdim şekline de vukufiyet kazanan okuyucu, daha sonra kitabı iyi anlayabilmek için baştan başlayarak bir kere daha okuması yararlı olur. Bu tür okumayla kişi okuduğunu bilir ve okuduğu malzemeyi rahatlıkla kullanabilir
Az okuyan gençlik için aslında ne büyük buluş şu hızlı okuma teknikleri. Düşünsenize elinizde kaç sayfalık kitap olursa olsun en fazla bir saatte bitiriyorsunuz.
Bir de üniversiteye hazırlanıyorsanız ve okuduğunuz soruyu bir kerede anlamak gibi bir zorunluluğunuz varsa bu teknik tam sizin için. Çünkü üniversite hazırlık aşamasındaki bir öğrenci günde iki saatini okumaya ayırıyor, yani tüm öğretim yılı boyunca 600 saati okumakla geçiyor. Bu nedenle artık üniversiteye hazırlanan birçok öğrenci, etkin ve hızlı okuma sistemini
Okuma, insan hayatının hiçbir yaşında vazgeçilmeyecek bir etkinliktir. Okııma, bilgi edinmenin en sağlam yoludur.
Hızlı bir «sessiz okuma» alışkanlığı ise, bugün herkes için çok gerekli bir beceri olmuştur. Bugünün insanı, gazete, dergi gibi herkesi ilgilendiren yayınlar yanında, edebiyat eserlerini, her gün bir yenilik öğreten meslekî yayınlarını da izlemek zorundadır. Bu yayınları izlemekten vazgeçmek, insanı toplumun dışında bırakacağı gibi, işinde ilerlemekten de alıkoyar
Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır
Talimden önceki hızını, talimden sonra 3-4-5 katına çıkarabilir. Bu, kişinin özel yeteneğine bağlıdır. Göz gezdirme ile okumada 2000-3000 kelime metinden bir dakika içinde epey şeyler anlarsınız ve bu da bir gerçekçi beklentidir. Çok hızlı okuma ile ortalama dakikada 800-900 kelimeye ulaşılabilir.
Sesli Okuma: İlkokul çağlarında daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını zannederek geliştirdiğimiz ve okuma hızını önemli derecede yavaşlatan bir unsurdur. Ortalama konuşma hızı 200 kelime kadardır. Sesli okuduğumuz zaman kendimizi bu limite sınırlandırmış olur ve bu hızın üstüne çıkamayız. Oysa okuduğumuzu anlamak için kelimeleri dil ve kulak yollarından geçirerek beyine göndermemize gerek yoktur. Göz çektiği fotoğrafları dilimizden yüzlerce defa süratli olarak
İkinci Dünya Savaşı sırasında Luftwafe (Alman Hava Kuvvetlerinin) uçakları Londra´yı gece-gündüz bombalıyorlardı. İngiltere göklerinde İngiliz ve Alman uçakları savaşır, birbirlerine girerlerdi. Londra civarında kulelerde gözcüler, yaklaşan uçakların amblemlerini görüp, dost mu düşman mı anlamaya çalışırlardı. Düşman işaretlerini görür görmez de alarm düğmesine basarlar, halkın vaktinde sığınağa koşmasını sağlarlardı.
Yirminci yüz yilda ilim ve teknolojide büyük gelismeler oldu. Yirminci yüzyilin ikinci yarisindan sonra da bilgisayar hayatin her safhasinda devreye girdi. Bilgi çagi ve bilgi toplumu kavrami ortaya çikti. Bilgi toplumu olusturmanin yolu da, okumaktan geçiyordu. Yapilan arastirmalarda bilginin en az yüzde sekseninin okuyarak elde ettigi tespit ediliyordu. Çok okumak için buna bir çare bulmak lazimdi.